Işık hızı maddenin ulaşabileceği üst limit hız olarak kabul edilir. Oysa ki ışıktan hızlı hareket edebilen parçacıklar vardır. Veya daha doğru bir ifade ile “olabilir.
Einstein’ın görelilik kuramına göre ışık hızı sabittir ve harekete göre değişmez. Yani bize yaklaşan veya uzaklaşan bir cismin yaydığı ışığın hızını ölçersek hep aynı değeri buluruz, değişen ışığın frekansıdır. Uzaklaşan gök cisimlerinden gelen ışığın da kırmızıya (uzun dalga boylarına doğru) kayması bu nedendendir denir. Ancak görelilik kuramının hiç sözü edilmeyen bir başka sonucu vardır. O da ışıktan hızlı hareket edebilen parçacıkların da olabileceğidir.
Eğer görelilik denklemlerinde v > c korsanız görürsünüz ki kütle sanal olmakta ve t (zaman) da –t haline dönüşmektedir. Yani, sanal kütleli, ışıktan hızlı hareket eden ve zamanda gelecekten geçmişe doğru giden parçacıklar söz konusudur. Bu parçacıklara ‘Takiyon’ adı verilmiştir. Ancak bu parçacıkların gerçek fizik alemde var olabileceklerine inanılmamaktadır.
Nedeni ise, ışıktan hızlı ve sanal kütleli parçacıkların hiçbir aletle gözlenemiyecekleridir. Bizim yapacağımız herhangi bir alet ışıktan yavaş giden parçacıklardan oluşacaktır. Zira evrenimiz bu türden parçacıkların evrenidir. Ayrıca sanal (imajiner ‘kök içinde eksi bir sayı’) kütleli bir parçacığı gözlemek mümkün değildir, çünkü sanal kütle ölçülemez. Bir diğer zorluk da Takiyonların gelecekten geçmişe hareket etmelerinden dolayı bizim ölçüm aletlerimizle girişime girmelerinin olanaksız oluşudur. Biz neden sonuç içinde geçmişten geleceğe gelişen olayları ölçeriz. Tersini ölçemeyiz zira evrenimizde nedensel olaylar hep geçmişten geleceğe doğru gelişirler.
Bu nedenselliğin bir diğer yansıması da Termodinamiğin ikinci prensibinde belirir. Bu prensibe göre kendi haline bırakılan kapalı bir sistem içindeki parçacıklar hep düzenli bir dağılımdan en düzensiz dağılıma doğru hareket ederler. Bir kapalı kap içindeki hava molekülleri her tarafa eşit miktarda yayılırlar. Bir köşeye toplanıp diğer hacmı boş bıraktıkları görülmez. Yani doğada hep düzenden düzensizliğe doğru bir değişim vardır. Bunun nedeni ise evrenimizin ışıktan yavaş hareket eden maddesel parçacıklardan oluşmuş olmasıdır. Bu nedenle de zaman geçmişten geleceğe doğru ilerler, gibi görünür bizlere.
Peki ama Takiyonlar nasıl davranırlar? Işıktan hızlı hareket ettiklerine göre onların termodinamiği bizimkinin tam tersi olacaktır. Düzensizlikten düzene doğru hareket edeceklerdir. Işıktan hızlı hareket ettiklerinden onların en yavaş hızı da ışık hızı olacaktır. Takiyonlar düzen sağlayıcı parçacıklardır ama bizim evrenimizle etkileşmeleri mümkün müdür? Evet, bunu da Kuantum kuramının belirsizlik prensibi sağlar. Nasıl ki radyoaktif bir çekirdek aniden bir gama ışını salarsa ve bu ışın ne zaman salınacağı bilinemezse, aynı şekilde hudut bölgede (ışık hızı bölgesinde) Takiyonlar bizim evrenimize geçip etkileşirler. Bu olaya ‘Tünel Olayı’ da denir. Bir tünelden geçer gibi bir başka alemden (evrenden) bizim evrenimize geçerler ve anlık bir etkileşme ile tekrar kendi evrenlerine dönerler. Bu öylesine kısa bir süredir ki “on üzeri eksi kırk saniye” gibi bir süre içinde etkileşme sona erer. Bu kısa süreyi ölçecek hiçbir alet henüz yoktur, olacağı da şüphelidir. Zira belirsizlik prensibi dolayısıyla ölçülen hakkında kesin bir bilgi de edinmek olanaksızdır. Şimdi Takiyonların etkisini görelim.
Sanal kütleli Takiyon evreni bizim evrenle çok kısa süreler içinde etkileşmektedir. Bu evren bizlere düzeni getirmektedir. Yani bizim evrenimize gördüğümüz gök cisimlerinin oluşmalarına neden olmaktadır. Gökteki parçalanan yıldızların tozları boşluğa dağılmayıp yeni yıldızların oluşumuna neden oluyorsa nedeni Takiyonların getirdiği etkidir. Ayrıca gök cisimleri neden birbirlerini çekerler? Neden yer çekimi vardır da yer itimi yoktur. Çünkü yer çekimi yasasını var eden Takiyonların düzen sağlayıcı etkisidir de ondan. Sadece yer çekimi değil, tüm doğa yasalarının nedeni nedir? Neden Ohm kanunu vardır, neden Boyle Marıott kanunu ve daha bir sürü doğa kanunu (yasası) vardır? Bu konuda da fizikçiler suskun kalırlar. Nedeni hep takiyon evrenin etkisidir, bence.
şengül23″ Yorumunuza katılıyorum, yazdıklarınızı okurken aklıma şu soru geldi:Takiyonları gözlemeden,sadece var olduklarını öngörerek bazı fizik yasaları açıklanabilir mi acaba?”
Kuantum kuramına göre tüm kuvvet cinslerini aktaran parçacıklar bulunmaktadır. Bu parçacıklar aynı zamanda dalga özelliği de gösterirler. Takiyonlar da ışıktan hızlı hareket eden hem dalga hem parçacık özelliğine sahip yapılardır. Bu parçacıklar düzeni oluşturdukları görüşüne katılıyorsanız o zaman evrenin tüm yasaları bu parçacıklarla açıklanabilir. Çünkü “yasa” belli bir kurala uygunluk ve belirli bir düzen anlamına gelir. Ayrıca tüm kuvvet türlerini de Takiyonlarla açıklamak mümkündür.
Bu yaklaşımla biz sadece nasıl? sorusuna değil, aynı zamanda neden? sorusuna da yanıt bulmuş oluyoruz. Çünkü bilim, yasaları matematikle ifade eder ama “neden bu yasalar vardır?” sorusuna yanıt aramaz. Bu yanıtı arayan felsefedir. Dolayısıyla şimdilik, Takiyon konusu felsefe alanına girmektedir. Fakat Takiyonlar sayesinde, onları gözlemesek dahi, birçok felsefi sorunun yanıtını da vermiş oluyoruz.
Dr.emette brown“Einsteintein a göre ışık hızından daha hızlı bir hız olmuycağı fakat ben şöyle bir şey düşünüyorum bir madde ışık hızına ulaştığı an moleküllerine ayrılmış duruma geliyor peki elektronları biz ışık hızından daha hızlı hareket ettirirsek şimdiki yaşamımızdan daha önceki zamanlarımıza bilgi aktarımı yapabiliriz örnek olarak mail sistemlerimizin bize ışıktandan 10 kat daha hızlı mailleşmemizi sağlıyor bu demek ben şimdiki yaşamımdan 10sn önceme mail atarak önümdeki 10sn de neler göreceğimi biliyor ve dolayısıyla gelecekten geçmişe mesaj atabilmiş oluyorum”
Işıktan hızlı hareket eden parçacıkların sanal kütleli olduklarını söyledim. Yani, bizim evrenimizde elektron, proton, nötron gibi maddesel parçacıklar ışıktan hızlı hareket edemezler. Bu sanal kütleli parçacıklara da “Takiyon” adı verildiğinden söz ettim. Yani siz elektronları ışıktan hızlı hareket ettirerek gelecekten geçmişe mesaj yollayamazsınız.
Ayrıca takiyonlar bizim evrenimizde sürekli kalamazlar, dedim. Onlar çok kısa bir süre evrenimizle etkileşip kendi evrenlerine dönerler dedim. Yani, Takiyonlarla bir mesaj yollamak veya onlarla etkileşen bir alet yapmak da mümkün değil. Çünkü bu etkileşim çok kısa süreler içinde olup bitiyor.
Bu durumu göz önüne getirmeniz için bir örnek vereyim. Bir bardak su düşünün. Bu suyun yüzeyindeki su molekülleri ara fazdadırlar. Yani, hem su kütlesine bağlıdırlar hem de hava molekülleri ile temastadırlar. Onlar her iki faz içinde sürekli titreşirler. Bir an su, bir diğer an su buharı fazına bağlanırlar. Ancak suyun sıcaklığı 100 dereceye çıkınca su fazından ayrılıp gaz fazına geçerler. Su buharını oluştururlar.
Takiyonlar da sürekli ışıktan hızlı olmalarına rağmen bizim evrenimizle etkileşirler. Ancak biz bu olayı gözleyemeyiz. Onları gözlememiz için bizim de ışıktan hızlı hareket etmemiz gerek. Bu ise maddesel evrende mümkün değil.
şengul23“Fizikçiler bu kanunları kafadan atmıyorlar ki teknolojinin gelişmesiyle fizik kuralları değişsin.Zaten teknolojinin gelişmesi fiziğe bağlıdır!Fizikçiler doğada var olan kanunları,kuralları araştırır,bulduğu kuralda deneyle ispatlanmadan “Fizik Kanunu” haline gelmez”
Teknoloji bilimin uygulamasından başka bir şey değildir. Önce bilimsel kuram gelişir. Sonra onun pratik uygulaması denenir. Şu anda elimizdeki Görelilik kuramı maddesel parçacıklar için ışık hızının limit hız olduğunu söylüyor. Işıktan hızlı hareket edip zaman yolculuğu yapmak için yeni bir kurama gerek var. Böyle bir kuram elimizde henüz yok.
Günümüzde tekniği bilimin önüne koymak moda oldu. Kimse bilimle ilgilenmiyor. Varsa yoksa teknik oyuncaklar. Cep telefonu, bilgisayar, vs… Oysa ki kuram olmasaydı bu aletlerin hiç biri yapılamazdı. Eskiden laboratuarda onu buna katarak, kaynatıp soğutarak bakırdan altın yapmaya çalışırlardı. Bilim ise (Termodinamik ve Bolzmannn’ın Statistik Mekaniği) böyle bir şeyin mümkün olmayacağını ispat etti. Artık bugünlerde kimse bakırdan veya kurşundan altın yapmaya çalışmıyor. Işıktan hızlı hareket etmek de benzer bir hayaldir.
Kaynak: Bilsev – Bilimadami.Net Fizik Bölümü





Işıktan hızlı hareket eden maddelerin kütleleri sanal ve gözlemlemek imkansız.Peki ama bizim evrenimizle etkileştikleri kanısına nasıl varıyoruz yada var olduklarını nasıl anlıyoruz?
Sizce Takiyon’lar fizikçilerin yüzyıllardır aradıkları ESİR’ler mi? yada ESİR adı verilen ve artık modası geçen kuramın değişik bir versiyonu olabilir mi? aralarındaki benzerlikler ve farklılıklar nelerdir?
benim anlamadığım nokta şu. burda takiyonlar dediğimiz sanal kütleli maddeler hakkında bir çok bilgi war. Bir bilginin bilimsel olabilmesi için matematiksel veya fiziksel kanıtlanabilir olması. Bu takyonların bizim evrenimize ‘10 üzeri eksi kırk saniye’ gelip etkileşiyorlarmış. Bu kadar açık ve net rakamlar konuşulduğuna göre belki bir gözlem veya matematikle bu kanıtlanmış yazının bazı yerlerinde takiyonlara dalga özelliği gösterir bile deniyo.
Bunlar sadece fiziğin populer kısmı mı (Yani bilimkurgu) yoksa gerçekten de böle maddelerin war olabilme ihtimalleri war mı?
Uğur Bey: Fizikçiler yaklaşık yüzyıldır “ESİR”i aramayı bıraktılar, nitekim 1887de Michelson-Morley deneyi ile ESİR tabir edilen bir maddenin uzayda olmadığı anlaşılmıştır ve bu deney nobel ödülü almıştır. Tabii Esir denen şeyin türkçeye çevirilerinde karışıklıklar yaşanmıştır, çünkü Kuranda da geçen bir esir var ama aynı şeyler değil tabii ki..
Taygun Bey: Takyonlar teorik parçacıklar, bilgi olmasının sebebi bu.. bir çok parçacık keşfedilmeden önce teorik olarak hesaplanır ve ortaya çıkabileceği durumlar dikkate alınarak deneyler yapılır, teoriye uygun her bulanan parçacık teorinin doğruluna işaret eder ve teori güçlenir. Kısacası bilgilerin hepsi teorik ve quantum teorisi adı üstünde bir “yasa” olmadığı, henüz teoride kaldığı için teorik bilgilerin kesinliği olamıyor. Mesela kütle çekimini ilettiği düşünülen graviton parçacığı var ama bunlarda deneysel olarak henüz saptanamamış parçacıklar..
Teşekkür ederim. Açıkçası ben takyonları duymuştum ama bu kadar çok bilgi olduğunu bilmiyordum. Benim bilim ve teknik dergisinden okuduğum bir makalede bu tür tanecikler hakkında çeşitli yorumlar yapılmış. Ama makale eski idi ve orada ayrıca tardyonlar ve luksonlar hakkında da bilgi vardı. İsterseniz sizinle paylaşabilirim.
bu takyonlar ışıktan hızlı hareket ediyorsa sanal kütle fazına geçiyorlar ,, bunlar zaman içinde geriye doğru akan parçacıklar yani bu evre kaplaya birde keçmiş zaman evreninden bahsedilebilirmi,, çünkü takyonlar bildiğim kadarı ile evrenin dış kabuğunu oluşturuyorlar ,, ???
Işık hızından daha hızlı etki eden şey çekim kuvvetidir. Güneş’in bir an içinde yok olduğunu düşünün bu durumda pluton’un civarındaki bir kişi bu kaybolusu görmeden önce plutonun yörüngüden çıktığına şahit olabilir.