Forum Tartışması:
Sinan Sağıroğlu:
Doğadaki birçok hayvan bildiğim kadarıyla bir çiftleşme dönemine sahiptir. Dişideki ovulasyon dönemi ve erkekteki sperm üretme periyodu sanırım bu konuyla yakından ilgili faktörler. Peki insanın canı istediği zaman çiftleşebilmesinin altında yatan temel mekanizmalar nelerdir?
Usul:
Temel mekanizma dersen, insanların düşünebilmesi, diger canlılar gibi bunun gibi önlemler almamıza gerek yok.
Neden mevsimden mevsime yapalım? koruna biliyoruz ve sevişmek güzel bir şeydir.
Sinan Sağıroğlu:
Sadece insanın düşünebilmesi yani sinir sisteminin evrimi bu olayı açıklamak için yeterli olmayacaktır gibime geliyor. Bize yakın akraba olan primatlarda acaba durum ne? Günümüz bilimi, insanı birçok açıdan evrimin en üst basamağında ifade ediyor. Örneğin beynimiz bir çok açıdan diğer canlılardan daha gelişmiş durumda ama gözlerimiz bir kartalınki kadar keskin değil, çünki -sanırım- ihtiyacımız yok. Acaba bu durum üreme sistemimize ve üreme davranışımıza ne şekilde etkide bulundu. Bir an için insanın düşünemediğini farz edelim ya da en ilkel insana dönelim acaba bir üreme mevsimi varmıydı. Bir canlı neden üreme mevsimine ihtiyaç duyar da kafasına göre çiftleşmez? Soruya bir çok farklı yanıt bulunabilir. Acaba şunu söyleyebilir miyiz: İnsanın düşünebilmesi yani sinir sisteminin evrimi üreme sistemi ve üreme alışkanlıkları konusunda onu eğitti ve bu şekilde evrilmesine yol açtı. Peki dönem dönem çiftleşmenin ne gibi bir negatif tarafı vardı ki insan evrilirken bu yolu tercih etti?
Peki iletişim sistemine ne gibi bi açıklama getirilebilir? Örneğin birçok canlı -insan da dahil olmak üzere- feromon denilen bir salgı üretir ve bu karşı cinse “hadi çiftleşelim” mesajını iletir. İnsan konuşabilen bir varlıktır… Acaba konuşabilen insanın feromon mekanizması artık pasifize mi oluyor? O zaman sinir sistemimizin gelişmesi -örneğin;beyindeki konuşma mekanizması- ilkel mekanizmalarımızı pasifize mi etmekte? Bunun sonu nereye varıcak acaba?
Usul:
her gün duş yapmamız üzerimizdeki feromonları temizliyor. Bağzı parfümlerin içine feromon koyuyorlar.
İnsan evrimiyle bir ilgisi yok. İnsanlar duygularını saklaya bilir, yalan söyleye bilir, aklına her geleni yapmaz, bunun sebebide düşünebilmesi, olaylarda ki neden sonuç ilişkisini görebilmesi. Toplumun oluşturduğu kurallarda önemli tabi.
Bütün insanlar aynı anda doğursa hastanelerin hali ne olurdu acaba?
Ayrıca insanlar için doğal seleksiyon ne kadar gecerli?
Sinan Sağıroğlu:
Evet mantıklı bir çözümleme gibi geldi bana da. Aslında insanın evriminden kastım ilkel insandan bugüne olan süreci kapsıyor. Bugünün insanı için doğal seleksiyondan ne kadar geçerli tartışılır tabi. Ama mutlaka kendimize bir şekilde uygun eşler seçerek evrildiğimiz kesin. Geçen NTV’de bir belgesel seyretmiştim insanın seksüel davranışları ile ilgili. Bağışıklık sistemi için 6 çeşit genetik derece var ve insan karşı cinsin salgıladığı feromona göre kendisine tam zıt olanı seçiyor ve bebeğinin sonuç olarak daha sağlıklı olmasını amaçlıyor. Hatta deney bile yapmışlardı… Önce kadınlara test yapıyorlar ve her 6 dereceden birer kadın seçip koşturup terlettiriyorlar. Sonra Atletleri ayrı ayrı kavanozlara koyup sunucuya koklattırıyorlar ve sunucu güzel kokandan kötü kokana doğru kavanozları sıraya diziyor ve ta taam; kendine tam zıt karakterdeki genetik koda sahip kadının kokusunu en güzel buluyor. Konuya farklı açılımlar da kazandırabiliriz gibi geldi bana.
Dr. emette brown:
Şöyle diye biliriz insanlar düşürünür ve belirli bir şuurla karar verir fakat her çiftleşmelirinde ana rahminde yeni bir canlı oluşmaz nedeni ise dişi yumurta hücrelerinin belirli dönemler olgunlaşan foliküller yumurta kanalına aktarılır böylece verimli erkek sperm hücresi geldiğinde ana rahmin hücresinde canlı oluşumu başlar.
Mesturasyon evreside bu yumurta hücrelerinin yenilendiği dönemdir ve ay için dişi yumurta hücreleri belirli zaman aralığında döllenmeye elverişlidir o yüzden insanlar çiftleşmeyi tatmin etmek içinde kullanırken hayvanlarda bu sadece neslini devam ettirmeleri için oluş düşünsene her hayvan canı istediğinde çifleşse her seferin soyunu artırır buda ekolojide büyük çapta olumsuzluğa yol açardı her şey mükemmelce tasarlanmış şu evrende öyle değil mi?
Telomer:
olayın birçok yönlü açıklaması var.sadece evrimsel açıdan bakmak bizi tam bir sonuca götürmez ki biyolojik evrimden hep bahsedilmiş.ama insanların “sosyal evrimi” ni de göz ardı edemeyiz.bu süreç içersinde diğer canlılardan birçok yönden daha avantaşlı duruma gelmiştir…
sorunuza cevap vermeden önce şunu söylemek istiyorum:
cinsellik,üreme,sex,orgazm,eş seçimi,feromonlar,dinsel dogmatizm…gibi birçok konunun irdelenmesi gerekiyor.bilimde ciddi anlamda bir sonuç elde etmek istiyorsanız o zaman konuyu birçok yönden ele almanız gerekiyor.önemli başlıklar halinde yazdığım kısımlar içersinde birçok soru da sorulabilir.
mesela:insanların çiftleşmesi diğer canlılardan farklı mıdır? neden?
cevap:tek hücreli canlılardan tutun da çok hücreli komplex canlılara kadar her canlı için çiftleşmek demek:türün devamlılığını sağlamaktır.bu ne pahasına olursa olsun değişmez.nitekim ;”karadul” denen bir örümcek türünün dişisi ,erkeğiyle çiftleştikten sonra onu öldürür.rengi kara olduğu için ve eşini öldürdüğü için “karadul” denmiştir…peki diğer erkek bireyler bu olay karşısında neden hala çiftleşiyorlar acaba? bu durum insanlar için geçerli olmuş olsaydı eğer o zaman erkek bireyler dişilerle çifleşirlermiydi? kesinlikle hayır..!! peki neden çiftleşmezler? çünkü insan türü düşünebilen,muhakeme yeteneği olan bir türdür.sadece “iç güdülerle” hareket etmez.aksine “güdülenme” yeteneği son derece güçlü olan bir türdür.ama diğer hayvanlara baktığımzda ciddi bir boyutta “iç güdüsel” bir mekanizma hakim.nitekim üreme etolojisi de iç güdüsel mekanizmayla oluyor.ama insanlarda “iç güdüyü” kontrol altına alan mekanizmalar var…
diğer hayvanlarda üreme içgüdel ve salt türün devamlılığını sağlamak olmasına rağmen ;insanlar için salt türün devamlılığını sağlamak ikinci planda kalıyor.işte ikincid planda kalan şey “iç güdüseldir”…
diğer taraftan çiftleşmekteki diğer amaç ise ; türün devamlılığını sağlamaktan öte;cinsel dürtülerin boşaltılmak istenmesi.işte bu dürtünün boşaltılmak istenmesi aslında diğer hayvanlarda olduğu gibidir ama “baskılama” “bilinç altına itme” kontrol etme”…gibi mekanizmalar insanı diğer canlılardan “çiftleşme” davranışı bakımından farklı kılar.
aslında konu çok detaylı .soru cevap şeklinde devam etsek herhalde daha sağlıklı güzel cevaplar ortaya çıkabilir.
tosbish:
evet bu konuda bir çok faktör rol oynuyor.ama benim değinmek istediğim konu üreme zamanlarıyla ilgili.insan üreme hücreleri sperm ve yumurtalar her zman embriyo oluşturacak olgunluktadırlar.yani yılın herhangi bir döneminde çiftleşme memkündür çünkü hücreler olgunlaşmış durumdadır.
ama başka hayvanlarda üreme mevsiminden önce yada sonra bu hücreler tam olarak döllenebilme kapasitesine ve olgunluğuna ulaşmazlar.bu konuda enzimler ve hormonların rolü büyüktür.ve enzimler ve hormonların salgılanmasını etkileyende yılın değişik zaanlarındaki farklı çevre şartlarıdır.mesela yılın sıcak zmanların çiftleşme eğilimi göstern bir canlıda üreme hormonlarının sıcakta daha fazla salgılanması yada aktif hale gelmesi olayı vardır ve bundan dolayı belli bir dönemde çiftleşme daha verimlidir.
Mustafa Kıyak:
aslında hayvanlardada bildigim kadarıyla oyle bi mevsim yok…kısın doguran kedi yavrularını yer…nedeni ise o mevsimde onlara bakamayısıdır…yan,i yanlıslıkla ciftesmistir….yani haywanlar icgudusel olarak dogru zamanı beklerler yavrularınıın beslenebilecegi verimli bir zamanı…. buda genel olarak bahar ayıdır…bazıları haric…eger insanlar magrada yasıyo olsalardı onlarda ona gore ayarlardı…… ama simdi sıcak evlerde zararsız buyutuluyoruz… sonucta beklemeye gerek yok istedigin zaman yap..
ne o neo:
yavru bakımı ve sürekli üretilen yumurta ve spermler. insanoğlunu düşünmenin yanında diğer canlılardan avantajlı kılan diğer bir özelliği belkide budur. çünkü doğada başarı hayatta kalmak ve yeni bireyler oluşturarak neslini devam ettirmektir. ancak insanoğlu bunu istediği zamanlarda yapabilmekte hatta keyfi olarak burcunu bile belirlemektedir (umarım sadece burçlarını belirleriz ya cinsiyetini belirlersek?).
doğan yavru ortalama ve genellikle en az (türkiye koşullarına göre düşünülürse) 20 sene boyunca anne ve babanın gözetimi altında kalır. yavrunun koloni içinde kalmasına neden olacaktır. bu nedenle bireyin işini şansa bırakmaması gerekmetedir yani 20 sene boyunca ya bir yavruyu yetiştirecek ya da bir tane daha yapacaktır. tercih genellikle bi tane daha yönündedir. bunu aslan kolonisinde görülenle karşılaştırırsak daha iyi anlaşılacaktır. yeni bir koloniyi ele geçiren erkek birey öncelikle kolonide eski baskın erkeğin yavrularını yer. böylece dişi kısa bir süre sonra çiftleşmeye hazır hale gelir (national geographic sen nelere kadirsin) ve yeni baskın birey neslini devam ettirme şansı bulur.
iş asla şansa kalmamalı. çünkü doğal seleksiyonun tek silahı ölümdür (kör saatçi-yazarın hatırlamıyorum). ve doğal seleksiyon her canlı için doğal seleksiyondur. trafik kazası bazen kullandığı alet olur bazen savaşlar bazen de hastalıklar. hepsinde her zaman güçlü olanlar hayatta kalır.
bunların hepsi ya -bilim- kurgu ya da gerçek, eğer varsa.
şimdilik bu kadar.
esghi:
bence doğal seleksiyon hayvanlar aleminin tüm canlılarında olduğu gibi kesinlikle insanlarda da var. en basit örnek şu: anne-babalar çocuklarını zengin, iyi işi olan, sağlıklı insanlarla evlendirmek isterler. insanlar kendileri bile eş seçerken bu özelliklere bakıyor. aids hastası bir kadın/erkekten çocuk sahibi olmayı, ne kadar severse sevsin, kimse istemiyor bunu bile bile. doğal seçilim kesinlikle insanlar için de geçerli.
ancak insanların çiftleşme dönemlerinin olmaması bence sadece aklımızı kullanabilmemizle ilgili değiş. çünkü insanların sevişmekteki tek amaçları çocuk yapıp soylarını devam ettirmek değildir. hatta bu öncelikli sebep bile değildir çoğu zaman. insanlar çok az aralıklarla çocuk yapmak için sevişir. ama genellikle zevk için sevişir.
yeryüzünde zevk için sevişen iki canlı türü var: insanlar ve yunuslar! burdan da benim düşüncem, insanların maymunlardan çok yunuslara benzediği. her neyse. bu konu evrime kayar burdan.. 
bence insanların çiftleşme mevsimlerine sahip olmamalarının temel nedeni menstural siklusta yatıyor, yani ovulasyonda. sağlıklı bir kadın her ay düzenli olarak 2-4 yumurta geliştirir ve döllenme olmayınca bunu atar. bu birçok memeli hayvanda da böyle ancak her memeli hayvan her ay yumurtlamaz. dişinin yumurta oluşturacağı dönemler bellidir. bu senede 1 veya 2 kez olur. o yüzden hayvanlar, sahip oldukları hayvani dürtülerle, sadece soylarını devam ettirmeyi amaçlarlar. ve bilirler ki soyunu devam ettirebilmesi için hayatı boyunca insanlar kadar çok şansı yoktur.
ancak hayvanlar aleminde de istisnalar olduğnu unutmamak gerek. evet, hayvanlar genellikle üreme mevsimlerinde çiftleşirler. ama nadir de olsa, türe özgü değil de bireye özgü düşünülmeli, üreme mevsimi dışında zorla ya da değil çiftleşmeler görülür. bunun sonucunda eğer yavru doğarsa, arkadaşımızın dediği gibi mesela kedigiller yavrularını yer.
bence olayın temeli endokrinoloji, nöroloji vs. den çok embriyoloji ve özellikle de üreme fizyolojisinde yatar.
Kaynak: Bilimadami.NET biyoloji forumu





Ben insanlarda da üreme açısından bir dönem oluduğunu duymuştum. Aslında buna tam manası ile bir dönem demek doğru değil, daha çok üreme arzusunun arttığı bir zaman peryodu diyebiliriz. Bu dönem erkeklerde testesteron salımının arttığı sonbahar mevsimidir. Bunu öğrendiğim kaynağın savunması da şu şekildeydi; birçok hayvan türü gebelik dönemi sonu yaz mevsimine gelicek şekilde bir üreme dönemine sahiptir. Çünkü yaz dönemi besin açısından zengin bir dönem. İnsan gebelik dönemi de 9 ay olduğuna göre, yaz mevsiminde bir yavru sahibi olmak için sonbahar gebelik başlangıcı için en uygun zaman. Ama tabi bu durum günümüz için çok bağlayıcı bir durum değil. Eğer yeterli imkanlara sahipseniz yavrunuzu, ne zaman doğrasa doğsun besleyebilirsiniz. Ama erkek bedeni hala, sonbaharda testesteron salımını arttırmaya devam ediyor.