Aralık, 2006 için arşiv

12
Dec
06

Ağrı Tedavisinde Gelinen Son Nokta “Deniz Salyangozu”

Queensland Üniversitesinde yapılan bir araştırma engin sularda mütevazı bir hayat süren bir deniz salyangozu türü sayesinde ağrı tedavisinde devrim yaratacak gibi görünüyor. Üniversitenin biomedikal bilimler bölümünde araştırma görevlisi olan Dr. Jenny Ekberg ağır yan etkileri olmayan ve tam olarak kronik ağrıyı hedefleyen bir toksin üzerinde çalışmalarını sürdürüyor, toksin büyük set resiflerinde yaşayan bir deniz salyangozu türü tarafından üretilmekte.

dr ekberg

Dr. Ekberg

Okumaya devam edin ‘Ağrı Tedavisinde Gelinen Son Nokta “Deniz Salyangozu”’

10
Dec
06

Paralel Evren Teoremi

Dünya

PARALEL EVRENLER – kavramı, bugün bilimsel terimlerle açıkça bir şekilde tartışılabilmektedir.Bilim adamları içinde bulunduğumuz evrenin varlığını bir takım neden sonuç bağıntılarıyla açıklayabiliyorlar.Aslında bu açıklama, üç boyutlu uzayın tümüyle onun yapısını oluşturan fizik nesnelerden ibaret olduğu esasına dayanır.Bu yaklaşım biçimi ilk bakışta, evrenin var olan her şey demek olacağı anlamına gelebilir.Fakat iki önemli nokta var.Birincisi, bilim adamlarının evren açıklamaları, birtakım soyut kavramları(güzellik ve sevgi gibi) açıklamaktan kaçınır.Oysa her ne kadar fizik bir evrende yaşıyorsak da, bu tür soyut kavramlar bu fizik evren içerisinde önemli bir yer tutarlar.İkinci olarak da bilimin tüm yaklaşımları ve bu konuya ilişkin kabulleri kesinlikle üç boyut ile sınırlanmıştır.

Einstein’ın yaklaşımı – Her ne kadar bilimsel düzeyde şimdilik bir varsayım olarak kabul ediliyorsa da, birtakım bilimsel ön bilgiler öne sürülmemiş olsaydı, paralel evrenler felsefesi bir kavram olmanın ötesinde hiçbir şey ifade etmeyecekti.Paralel evrenler konusuyla ilgili ilk kapıyı açan kişinin Albert Einstein olduğu biliniyor.Einstein’ın ünlü genel rölativite teorisinde paralel evrenleri birbirine bağlayan ”köprülerden” söz edilir.Genel rölativite teorisi çekim, uzay ve zaman konularını kapsayan oldukça karmaşık bir teoridir.Rölativite teorisine göre, bir çekim alanı eğimli bir uzay demektir.Üç boyutlu uzay, dördüncü bir boyuta uzanır.Tekrar Flatland’e dönersek, bu iki boyutlu alem, üç boyutlu uzayın dördüncü bir boyuta açılmasının ne demek olduğunu açıklamaya yardım edecektir.

Hemen yanı başımızda yer alan mekanların varlığı olgusu, bizim dördüncü bir boyut tasarımlarımızdan oldukça farklıdır.Her şeyden önce, üç boyutlu beynimizin bu tür bir olguyu kabullenmesi oldukça zordur.Böyle bir yaklaşım ancak iki boyutlu bir paralel evren modeli ile sağlanabilir.Modern bilimsel yaklaşımlar, paralel evrenlerin varlığına, hatta gerekliliğine dikkat çekiyor.Dördüncü bir boyut kavramı paralel evrenlerin nerede olabileceğine ilişkin bazı ip uçları veriyor.Özellikle Einstein ‘ın bu tür evrenlerin kara delikler aracılığıyla nasıl birbirine bağlanabileceğine ilişkin bazı ön bilgiler ortaya koyduğu biliniyor.Aslında paralel evrenler bir dördüncü boyutta aynı uzayda aynı yerdedirler.Fakat araya bir zaman duvarı girmiştir.Paralel evrenler birbirlerine değmeden sonsuz tabakalar şeklinde bir kitabın sayfaları gibi üst üste dizilirler.Paralel evrenler ve kendi evrenimize ait farklı zaman tabakaları(Geçmiş, Şimdi, Gelecek) bu dördüncü boyutta birbirleri içerisine geçerek bir kitabın sayfaları gibi dizilmişlerdir. Okumaya devam edin ‘Paralel Evren Teoremi’

10
Dec
06

Her yerde polonyum var

Atom bombasından, sigaraya, elektronik cihazlardan, elbise fırçalarına kadar birçok üründe az miktarda polonyum kullanılıyor. Ama bir insanı öldürecek kadar polonyum da, bu ürünlerin birkaç tanesinden elde edilebilir.

polonyum

Eski KGB ajanı Alexander Litvinenko’nun ölümüne neden olan polonyum izotopu aslında son derece kolay bulunan bir radyoaktif. Her ne kadar Litvinenko’nun ölümünden sonra zor bulunduğu, hatta sadece Rusya’nın tozlu depolarında saklandığı söylense de, polonyum aslında 1970’li yıllardan bu yana oldukça yaygın bir endüstriyel girdi. Polonyum endüstride statik elektriği almak için filmlerde, camlarda, elektronik cihazlarda, tekstil fabrikalarında kullanılıyor.

Okumaya devam edin ‘Her yerde polonyum var’

09
Dec
06

Burnumuzda pusula mı var?

ethmoid

Birkaç yıl önce CALTECH enstitüsündeki bilim adamları insanların ethmoid kemiklerinde yani gözlerinin tam ortasında burnun tam arkasında yerleşmiş küçük parlak bir manyetit kristali taşıdıklarını keşfettiler.

Manyetit posta güvercinlerinde, somon balıklarında, bal arılarında, yarasalar ve bazı bakterilerde bile bulunan manyetik bir mineral. İlginç olan şu ki bahsi geçen bakteriler bu manyetit iplikçiklerini küçük bir pusla iğnesi gibi dünyanın manyetik alanına uyum içinde dibe doğru yüzüp mutlu yuvaları olan çamur ve pisliğe doğru yüzmek için fonksiyonel olarak kullanmaktalar. [1]

Görünen o ki manyetit hayvanların yön bulmasına yardımcı olmakta ve göç eden türlerin dünyanın manyetik alanından faydalanarak başarılı bir şekilde göç etmesini sağlamakta. Fakat, bilim adamları bunun ne şekilde gerçekleştiğini henüz çözebilmiş değiller.

Konu insanlara geldiğinde ise bazı uzmanlara göre manyetit ehmoid kemiğin dünyanın manyetik alanına karşı hassaslaşmasında rol almakta ve dolayısıyla insanların yön bulma hissine yardım etmekte. Bazıları ise bu “pusula”nın göç ve avcılığa yardım etmesi bakımından insanın evrim sürecinde rol aldığı görüşünü ileri sürmekteler.[2]

[1]Dr Charles Walcott of the Cornell Laboratory of Ornithology in Ithaca, New York
[2]Dr Dennis J Walmsley and W Epps from the Department of Human Geography of the Australian National University in Canberra writing in Perceptual and Motor Skills as far back as in 1987

Kaynak: theregister.co.uk | “Do humans have a compass in their nose?”
Çeviri: Emre Otlu
Fotoğraf: sxc.hu

09
Dec
06

Dünyanın Sesi

Dünya

Kulaklarımız okadar hassastır ki en küçük seslerden tutunda çok gürültülü seslere kadar herşeyi netlikle duyabiliriz.. Öylemi? Tabiki hayır,bununda bir limiti var nasıl,geceleri ağzımızdaki küçük bakterilerin dişlerimizde yaptıkları etkiyi yani o sesi duymamız imkansızsa,dünyanın o dönüş aşamasında çıkardığı seside duymamız olanaksızdır…Ama bilim işte boş durmayıp keşfediyor,buyrun açılan sayfada dünyayı seçin ve başlayın dünyanın dönerken çıkarmış olduğu sesleri….
…Buyrun…

05
Dec
06

Eskiçağ Anadolu Uygarlıkları üzerine genel bir inceleme

Anadolu’da uygarlıkların gelişmesi

1- Göçler ve istila amacıyla gelen topluluklar sahip oldukları kültür ve medeniyeti Anadolu’ya
taşıdılar.
2- Anadolu’nun Mısır, Ege ve Yunan Medeniyetlerine yakın bir konumda olması bu medeniyetlerden etkilenmesini sağlamıştır.

anadolu

Anadolu Medeniyetleri

Anadolu’da kurulan uygarlıklar sırasıyla şunlardır:
1) Hititler, Frigler,Lidyalılar, İyonlar, Urartular (MÖ 2.bin-Mö.600 yılları arasında)
2) Persler (M.Ö 543-333)
3) İskender İmparatorluğu
4) Roma İmparatorluğu
5) Bizanslılar (395-1071)
6) Türkler (1071-….)

Okumaya devam edin ‘Eskiçağ Anadolu Uygarlıkları üzerine genel bir inceleme’




RSS Bilimadami.NET

  • An error has occurred; the feed is probably down. Try again later.

Sayfalar

 

Aralık 2006
M T W T F S S
« Nov   Jan »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Blog İstatistikleri

  • 16,957 hits

Göze Batanlar

Fotoğraf

Watery Posts

Trick or Treat?

" Fly Me To The Moon "

S is for...

Drops of light

More Photos