Ocak, 2007 için arşiv

17
Jan
07

‘Soğutulmuş’ fareler daha uzun ömürlü oluyor

Genetik mühendisliği yöntemleriyle vücut sıcaklığı düşürülmüş fareler daha uzun yaşıyorlar.

fare

ABD’deki Scripps Araştırma Enstitüsü’nden bir araştırma grubu, vücut sıcaklığının yaşam süresini etkilediğini tespit etti. Araştırma kapsamında fareleri kullanan araştırmacılar, vücut sıcaklığının yarım derece düşürülmüş farelerin daha uzun yaşadıklarını ortaya çıkardı.

Fare beyninin hipotalamusundaki, vücut sıcaklığını kontrol eden bölgeye genetik mühendisliği yöntemleriyle müdahale ederek, sıcaklığı yarım derece azaltmayı başarmış araştırma grubu, “soğutulmuş” dişi farelerin %20, erkek farelerin ise %12 daha uzun yaşadıklarını tespit etti.

Fareler üzerinde yapılmış araştırma ile kıyaslandığında, insan vücudu sıcaklığını yarım derece azaltarak 37′den 36,5 santigrad dereceye indirmek, insanlara 7-8 yıl daha uzun yaşama süresi kazandırabilir.
Kaynak : nature.com

17
Jan
07

Bir yüzgeç, bir uzuv, bir kanat

Adım adım evrimin izini süren araştırmacılar, genlerden oluşan alet çantasının gerek basit gerekse karmaşık yapıları şekillendirebildiğini keşfediyor.

Evrim kuramının babası yarattığı çocuk için endişeleniyordu. Charles Darwin’i doğadaki -göz gibi- çok karmaşık yapıların nasıl oluştuğunu açıklamanın zorluğundan daha çok kaygılandıran bir şey yoktu. 1860 yılında bir dostuna, “Göz denildiğinde bugün hâlâ ürperiyorum” diye yazmıştı.
Günümüzde biyologlar yaşamın karmaşıklığının kökenini anlamaya başladı. Gözün hassas optik düzeneği, kolun ustalıklı mühendisliği, bir çiçeğin ya da bir tüyün mimarisi, tek bir organizma içinde trilyonlarca hücrenin eşgüdümlü çalışmasını sağlayan koreografi…

null

İşin özü oldukça açık: Doğanın tüm bu harikaları -şu ya da bu şekilde- evrimleşti. Son 40 yıldır doğanın karmaşık yapıları içinde pek de dikkat çekmeyen bakterilerin fırdönen kamçıları üzerine çalışan, Harvard Üniversitesi araştırmacılarından Howard Berg, “Evrimin temelindeki düşünce mükemmel, güzel ve yalın,” diyor.
“Özünde şu yatıyor; etrafta dolaşıyor ve birşeyleri değiştiriyorsunuz. Sonra, ‘Bu benim hayatta kalmam yönünden bir yarar sağladı mı, sağlamadı mı? diye soruyorsunuz. Sağlamadıysa o bireyler ölüyor ve bu düşünce kayboluyor. Eğer başarılıysa bireyler başarı sağlıyor. Çevrede dolaşmayı ve gelişmeyi sürdürüyorsunuz. Olağanüstü güçlü bir teknik.” Okumaya devam edin ‘Bir yüzgeç, bir uzuv, bir kanat’

17
Jan
07

Köstebekler yaşlanmaya çare olacak

Bilim insanları, köstebeklerin hücre bozulmasına karşı geliştirdiği vücut direncinden insanlarda yaşlılığı yavaşlatan karşı kür geliştirmekte yararlanacak.

Bilim insanları, tüysüz köstebeklerin hücre yenileme süreçlerinden yaşlılığı önlemek amacıyla yararlanacak. Yaklaşık 10 santimetre boyundaki tüysüz köstebekler, kendi ebatlarındaki diğer kemirgenlerden daha uzun yaşıyor, birçoğu en az 30 yaşını görebiliyor. Köstebekleri inceleyen bilim insanları, bu hayvanların hücre dejenerasyonuna karşı dirençli olduklarını ortaya çıkardı.

Araştırmayı yürüten City College of New York uzmanı Rochelle Buffenstein, tüysüz köstebeklerin geç yaşlanmaya başladıklarını ve hücre dejenerasyonunun geç başlamasının yaşlanmayı önlenmesinde yararlanılacağını belirtti.

null

OKSİJEN AYRIŞMASI
İnsanlar ve hayvanlarda, oksijen atomlarına ayrılarak düzensiz elektronlardan meydana gelen serbest radikaller oluşturuyor. Bunu önlemek için vücutta elektron dengesi değişmesi gerekiyor ve bu da hücrelere zarar veriyor. Antioksidanlar işte bu oksijen ayrışmasına bağlı serbest radikalleri önlediği ve elektron dengesini sağladığı için hücre yaşlanmasına karşı iyi geliyor.

Buffenstein, deneyinde 2 yaşındaki tüysüz köstebek ile 4 aylık fareyi karşılaştırdı. Köstebekte, daha fazla oksijen ayrışması, karaciğer ve böbrekte daha fazla DNA ve protein hasarı tespit edildi. Hatta, köstebeklerde oksidasyon ayrışmasını dengeleyici daha az unsura rastlandı. Ancak, köstebekler daha uzun yaşamayı başarıyor.

Tüysüz köstebeklerin, hücre yaşlanması sebebi oksijen ayrışmasına karşı, serbest radikalleri daha iyi idare ettikleri düşünülüyor. Buffenstein, köstebeklerin oksijen ayrışmasına karşı bir tür mekanizma geliştirdiklerini vurguluyor.

KÖSTEBEKLERİN İLGİNÇ YAŞAMLARI
Yerin altında oydukları kovuklarda yaşayan köstebekler, çoğu zaman yüzeye çıkmıyorlar. Kör olan köstebekler genellikle nüfusu 300’ü bulan koloniler halinde yaşıyor. Kolonilerinden tuvalet ihtiyaçlarını ayrı bir yerde gideriyor, dışkılarını yaşam alanlarına sokmuyorlar.

17
Jan
07

Işık algılayıcı hücre nakli umut vaadediyor

Kör farelerin gözlerine uygulanan retinal hücre nakli denemesi başarı ile sonuçlandı. Birkaç fare, görme yeteneğine yeniden kavuştu.

null

Retinal hücre nakli ile alaklı araştırma çalışması sonucunda birkaç kör fare, görme yeteneğine yeniden kavuştu. Bu araştırma, yaş ve çeşitli hastalıklara bağlı göz bozukluklarının tedavi edilmesi için bir umut kıvılcımı oldu.

Gözlerindeki ışık algılayıcı çubuk ve silindrik hücreleri pasifize edilen fareler, araştırma için kör bir şekilde yetiştirildiler. Daha önceleri, bu hücrelerin yeniden çalışır duruma gelmesi amacıyla kök hücre nakli yöntemine başvuruluyordu, ancak hiç sonuç alınamıyordu.

University College London’dan Robin Ali başkanlığındaki araştırma grubu bunun için, kök hücrelerinden daha geç bir geliştirme aşamasında olan retinal hücre naklini denediler ve başarılı oldular. Sağlıklı (görebilen) bir fareden alınarak, kör farelerin gözlerine nakledilen retinal hücreler, ışık algılayıcı çubuk hücrelerinin yapısına göre değişime uğradılar ve gözden gelen sinyalleri beyne ileten birer kısa sinir bağına dönüştüler. Araştırma grubu, görme yeteneğindeki düzelmeyi, farelerin gözbebeklerinin ışığa olan tepkilerinden gözlemlediler.

Bu araştırma, yaş ilerlemesi ve özellikle şeker hastalığı nedeniyle, gözde meydana gelen bozuklukları tedavi etmek için ışık algılayıcı (photoreceptor) hücre naklinin uygulanabilir olduğunu gösterdi.
Kaynak : newscientist.com

17
Jan
07

Bilim, hayvanı uçurdu, sıra insanda

Çin’in Zian Politeknik Üniversitesi’nde yapılan bir deneyde ses titreşimleri kullanılarak uğurböceği, balık, örümcek türü hayvanlar uçuruldu. İnsanoğlu da uçabilecek mi?

Bilim adamları hayvanları uçurdu sırada insan var! Çin’deki Zian Politeknik Üniversitesi’nin uzmanları laboratuvarda kulağın duymayacağı ses dalgalarını yayan ve yansıtan bir sistem geliştirdi Böylece iki platform arasında bir “ses alanı” oluştu.

null

Uzmanlar daha sonra bu alana uğurböceği, balık, örümcek gibi küçük canlıları yerleştirdi. 20 milimetrelik dalga boyundaki ses titreşimleri nedeniyle oluşan ses basıncı bu hayvanları havaya kaldırmayı başardı. Hayvanlar 30 dakika boyunca havada kaldı.

Balık ise havada kalması için bu süre boyunca 1 milimetrelik şırıngalarla su verilerek canlı tutuldu. Çinli uzmanlar, insan kulağının duymadığı ses dalgalarının kaldırma kuvvetini ilk kez kanıtladıklarını belirterek, “Daha güçlü titreşimler kullanarak insanları uçurmayı hedefliyoruz” açıklamasını yaptı.

kaynak: vatan

17
Jan
07

Kara delikler Einstein’ı haklı çıkardı

Einstein’in İzafiyet Teorisi’nin öngördüğü kara deliklerin çarpışma ve birleşmeleri, ilk kez bilgisayar simülasyonlarıyla kanıtlandı.

Albert Einstein’ın İzafiyet Teorisi’nde öne sürdüğü bazı önermeleri pratik olarak test etmek olanaksızsa, bilgisayarlar imdada yetişiyor. Einstein’ın ilk olarak ortaya attığı bilim dünyasının en tartışmalı kavramlarından ‘Kütleçekim Dalgaları’ adı verilen oluşum, NASA’nın Goddard Uzay Üssü’ndeki, Gravitational Astrophysics Laboratory (Yerçekim Astrofizik Laboratuvarı)’de ilk kez bir üç boyutlu modelde test edildi.

null

Birleşmekte olan kara delikler ve çekim alanları.

Araştırmada görev alan NASA uzmanı Joan Centralla, kara deliklerdeki kütleçekim dalgalarının daha önce animasyonlarda veya kurgusal olarak resmedildiğini, ancak son simülasyonla Einstein’ın tarifine yakın bir temsilin elde edildiğini belirtti. Kütleçekim dalgalarının evrende varolduğu biliniyor, ancak varlıklarının kanıtlanması için direkt gözlem şimdiye dek yapılamadı.

Maddenin sıkışmasıyla oluşan kara delikler, uzayda yüksek şiddette bir çekim gücü yaratarak, ışık dahil tüm varlıkları içine çekiyor. Einstein’ın İzafiyet Teorisi, kara deliklerin birbirleriyle birleştiklerinde kütleçekim dalgaları yayacaklarını savunuyor. Teoriye göre, bu kütleçekim dalgaları uzay-zamanın dokusunu bozarak büküyor ve genişletiyor. Okumaya devam edin ‘Kara delikler Einstein’ı haklı çıkardı’

16
Jan
07

Matematik ile sanat, kağıttan çokgenler yapmak için buluştu

Kağıttan çokgen yapan bir uzmanın eserleri ve bir yazılım hakkında bilgi alabilirsiniz

Kağıttan çokgenler

Çokgenlerin çizilmesi ve oluşturulması, Rönesans dönemine ve belki daha öncesine kadar uzanır. Leonardo da Vinci (1452-1519), örneğin, 1509′da yayınlanan bir kitap için çokgenler içeren bir çizim yapmıştır.

Bunlar her türden, düz yüzeyli ve düzenli özelliklere sahip kristal benzeri şekiller idi. Pek çok kişi şu beş çokgeni iyi tanımaktadır: Düzgün dörtyüzlü, küp, düzgün sekizyüzlü, düzgün onikiyüzlü ve düzgün yirmiyüzlü. Ancak çokgenlerin oluşturduğu büyük ailede diğer pek çok üye mevcuttur: dikenli yıldızımsı çokgen, karışık, iç içe geçmiş şekiller, futbol topu şekli ve bunların değişik versiyonları ve pek çoğu.

Fr. Magnus J. Wenninger, Minnessota’daki St. John’s Abbey’de matematik ve felsefe uzmanı olarak çalışmakta olup 1961 yılından beri özenle ve düzenli olarak çokgenler yapmaktadır. Kağıttan yapılmış renkli ve çok düzgün modelleri, simetrik bir çokgenin alabileceği oldukça geniş şekil olasılıklarını göz önüne getirmektedir.

null

Yıllar boyunca, Magnus bu konu hakkında çeşitli kitaplar ve makaleler yazmıştır. Çapları 30-40 santimetreyi bulan pek çok kağıt modelleri St. John’s Abbey’de alıcılarını beklemektedir.

null

Böyle modelleri oluşturmak basit bir iş değildir. Pek çok yıl önce, bu makalenin yazarı (Ivars Peterson) olarak Magnus’u çalışırken izleme fırsatı buldum. Onun sabrı, özeni ve yeteneği dikkate değerdi. Ve sonuçlar inanılmazdı.

null

Magnus Wenninger’in bazı çalışmalarında matematik ve sanat bir arada.

Son yıllarda, Magnus diğer çokgen uzmanları ile bir arada çalışarak çokgen yapıları oluşturmak için bir yazılım geliştirmiştir.

Eğer siz de böyle şablonlar ve desenler ile ilgileniyor iseniz, Robert Webb tarafından geliştirilmiş Stella isimli yazılım sizin için iyi bir başlangıç noktası olabilir. Stella hakkında daha fazla bilgi için aşağıdaki adresi ziyaret edebilirsiniz.

http://web.aanet.com.au/robertw/Stella.html

Kaynak : www.sciencenews.org

16
Jan
07

PlayStation3’ler bilim kuyruğunda

Sony’nin yeni kuşak oyun konsolu PlayStation 3’ler birleştirilerek tıp araştırmalarında kullanılacak süperbilgisayarlar kurulacak.

null

Sony, satışa çıktığı gün mağazaların önünde uzun kuyruklar oluşmasına neden olan oyun konsolu PlayStation3’ün sadece bir eğlence aracı olmadığını savunuyor. PlayStation3’ler birleştirildiğinde, ortaya çıkan süperbilgisayar Stanford Üniversitesi araştırmacıları tarafından kanser, Alzheimer ve benzer hastalıklarda insan proteinlerinin etkisini incelemek için kullanılacak.

Dünya çapında yüzbinlerce PlayStation fanatiği, oyun konsollarını kullanmadıkları zamanlar, internet üzerinden Stanford Üniversitesi’nin Cure(at)PLAYSTATION 3 projesine bağlanacak. Oyun konsolunun kullanılmadığı zamanlar, atıl vaziyetteki sabit diskin bir bölümü internetten yüklenen işleri yapmak için ayrılacak.

IBM’in gelişmiş Cell işlemcisine sahip PlayStation3, saniyede milyarlarca işlem gerçekleştirebiliyor. Bu sayede tek bir süperbilgisayarda aylar sürebilecek bir işlem, birbirine bağlanmış binlerce PlayStation üzerinden sadece günler sürüyor.
Kaynak : ntvmsnbc.com

16
Jan
07

Mars’ta sıvı su bulunduğuna dair yeni bir kanıt

NASA’dan bilim insanları, Mars’ta sıvı su bulunduğuna dair kanıtlar elde ettiklerini açıkladı.

null

Beklenmedik buluntu, Mars Global Surveyor adlı uzay sondası tarafından alınan 240 000 kadar görüntünün içerisinden ortaya çıktı. Yedi yıllık bir süreç içerisinde art arda çekilmiş görüntüler, sıvı suyun, Mars’ın küçük vadilerinin arasından kraterlere doğru aktığını gösterdi. Bu gerçeği ortaya çıkaran tortunun çöküntüleri, bu durumun ancak muhtemel bir sıvı suyun bayır aşağı akışıyla ortaya çıkabileceğini öneriyor.

NASA’nın sözleşmeli bir şirketi olan Malin Uzay Bilim Sistemleri’nde baş bilim insanı olarak görev alan Michael Malin “Bu tortuların şekli ile bu malzemenin suyla taşınmasıyla ortaya çıkması beklenen şekil birbirinin aynısı.” şeklinde bir demeç veriyor. Şirket, Mars Global Surveyor’da kullanılan kameranın tasarımcısı konumunda. Aynı şirkette görev alan Kenneth Edgett ekliyor: “Bayırın en aşağısında parmak şeklinde dallanmalar var ve tortular küçük engeller karşısında diğer yönlere sapıyor.” “Asitli su da, tuzlu su da olabilir; bol miktarda tortu taşıyor olabilir; çamurlu su da olabilir. Ama işin içine suyun karıştığı kesin.”

Kaynak : news.nationalgeographic.com

16
Jan
07

Memelilerin En Uzun Dillisi

Yapılan son araştırmalar, memeliler dünyası içindeki en uzun dil rekorunun bir yarasa türünde olduğunu gösterdi.

null

Anoura fistulata ismindeki yarasa türü, dilini vücut boyunun bir buçuk katı kadar uzatabiliyor. Bu da memeliler içindeki, vücut boyuyla göreceli olarak en uzun dil anlamına geliyor. Ancak bilim insanları şu günlerde, böyle bir dilin hangi amaçlarla kullanıldığını araştırıyor.

Miami’deki bir üniversitede doktora öğrencisi olan ve ekibinin buluntuları Nature dergisinde yayınlanacak olan Nathan Muchhala “Bu yarasa türü henüz geçen yıl keşfedildi ve geçtiğimiz günlerde bölgesel bir çiçekle eşine az rastlanır bir bağa sahip olduğunu ayrıca keşfettik.” şeklinde bir demeç verdi.

Ekvador, And yağmur ormanlarında bulunan Anoura fistulata (boru dudaklı nektar yarasası) çok uzun, çan şeklinde çiçekleri olan bir bitkiyle mutualist yaşama sahip. Göğüs kafesine bağlı diliyle Anoura fistulata, bu çiçeğin tozlaşmasını sağlayabilen tek canlı konumunda.

Kaynak : news.nationalgeographic.com




RSS Bilimadami.NET

  • An error has occurred; the feed is probably down. Try again later.

Sayfalar

 

Ocak 2007
M T W T F S S
« Dec   Feb »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

Blog İstatistikleri

  • 16,957 hits

Göze Batanlar

Fotoğraf

Watery Posts

Trick or Treat?

" Fly Me To The Moon "

S is for...

Drops of light

More Photos