Archive for the 'Tıp' Category

18
Haz
07

Miyokard İnfarktüsü [Kalp Krizi]

Bundan böyle sitede her hafta önemli bir sağlık sorununu ele almaya çalışacağım. Soru veya katkılarınızı yazının altına mesaj bırakarak bildirebilirsiniz.
-Emre Otlu

Kalp krizi nedir?
Enfarktüsün nedeni kısaca kolesterolle ve yağla dolu plak tarzında lezyonların damarı tıkamasıdır.

- Tıkanma sonucu kan akımı tamamen kesilirse ölüme yolaçabilen kalp krizi (enfarktüs) ortaya çıkar.



KALP KRİZİ NASIL MEYDANA GELİR?

Kalp, istirahatte dakikada 60-80 kez tüm vücuda kan pompalayan güçlü bir pompadır. Tüm vücudun kan ihtiyacını karşılarken kendisinin de beslenmesi ve kan alması gerekir. Kalbin kendini besleyen bu damarlara koroner arterler adı verilir. Koroner arterlerin dolaşımında bir bozulma olduğunda koroner yetersizlik meydana gelir. Koroner yetersizlik tabloları koroner damarlardaki darlıkların tipine derecesine ve yerine göre değişir. Bazı hastalarda sadece fiziksel aktivite sırasında ortaya çıkan ve dinlenmekle geçen göğüs ağrıları olabileceği gibi, bazen damarların ani olarak tıkanması sonucu gelişen, şiddetli göğüs ağrısıyla başlayan ani ölüme yol açabilen kalp krizi (enfarktüs) de ortaya çıkabilir. Okumaya devam edin ‘Miyokard İnfarktüsü [Kalp Krizi]‘

12
Ara
06

Ağrı Tedavisinde Gelinen Son Nokta “Deniz Salyangozu”

Queensland Üniversitesinde yapılan bir araştırma engin sularda mütevazı bir hayat süren bir deniz salyangozu türü sayesinde ağrı tedavisinde devrim yaratacak gibi görünüyor. Üniversitenin biomedikal bilimler bölümünde araştırma görevlisi olan Dr. Jenny Ekberg ağır yan etkileri olmayan ve tam olarak kronik ağrıyı hedefleyen bir toksin üzerinde çalışmalarını sürdürüyor, toksin büyük set resiflerinde yaşayan bir deniz salyangozu türü tarafından üretilmekte.

dr ekberg

Dr. Ekberg

Okumaya devam edin ‘Ağrı Tedavisinde Gelinen Son Nokta “Deniz Salyangozu”’

04
Kas
06

Eski Mısır’da Gebelik Testi

1898 yılında Sir Flinder Petrie adlı bilim adamının ortaya çıkarttığı Kahoun Papirüsü ile 1862 yılında bulunan Smith Papirüsü ve 1873 yılında bulunan Ebers Papirüsü’nde gebelik, idrar hastalıkları, varisler ve gebelik testleriyle ilgili bilgiler yer alıyor. Müzelerde sergilenen papirüslerde yer alan bilgilere göre, hamile şüphesi olan bir kadın her gün sabah idrarıyla biri buğday, diğeri arpa dolu iki torbayı sularmış. Hamilelik şüphesi olmayan bir başka kadın da yine ayrı ayrı buğday ve arpa torbalarını idrarıyla sularmış. Hamilelik şüphesi olan kadının idrarla suladığı buğday ve arpa dolu torbalar, diğer kadının suladığı torbalardan daha önce çimlenirse, hamile olduğu anlaşılırmış. İki kadının suladığı buğday ve arpalar aynı anda çimlenirse hamilelik olmadığı ortaya çıkarmış. Hamile olan kadınların sabah idrarlarında aşırı miktarda hormon bulunduğu için, buğday ve arpa torbaları diğer normal idrarlarla sulananlardan çok daha önce yeşerirmiş. Günümüzde meyve ve sebzenin daha erken sürede yetiştirilmesi için hormon kullanılması da aynı yöntemin bir benzeridir.

Bebeğin Cinsiyeti
Mısırlıların kullandığı yöntemde, doğacak bebeğin cinsiyeti de önceden tesbit edilebiliyordu. Hamile kadının idrarıyla sulanan tohumlardan, buğday taneleri daha önce filizlenirse bebeğin erkek, arpa taneleri daha önce filizlenirse bebeğin kız olacağı anlaşılıyordu.

Prof. Julias Manger, 1933 yılında laboratuvarda kutuların içerisinde kurutma kağıtları üzerine yerleştirdiği buğday ve arpa tanelerini, idrarla sulayıp, Mısırlıların kullandığı gebelik ve cinsiyet belirleme yönteminin doğruluğunu ispat etmiştir. Günümüzde kullanılan gebelik testleri de, kadının idrarındaki hormon sayısının yoğunluğuna göre sonuç verir ve aynı esaslara göre uygulanır.

Prof. Dr. Hulusi Köker de, Mısırlıların kullandığı gebelik testi yönteminin bilimsel olarak doğrulandığını ve hatta bebeğin cinsiyetinin de aynı yöntemle belirlenebildiğini onaylıyor.

Doğum Kontrolü
Mısırlılar, kadında kısırlığın tespiti için rahim ağzına (uteris) akşam yatarken sarmısak veya soğan yerleştirmişler. Sabah kadın uyandığında genzinde sarmısak veya soğan kokusu duyarsa tüplerinin açık olduğu ve gebe kalmasına bir engelin olmadığı anlaşılırdı. Koku duyulmazsa kadının tüplerinin kapalı olduğu, bu nedenle hamile kalamayacağı bilinir ve ayrıca kadının rahminin içerisine paslanmayan metallerden olan altın veya gümüş yüzük konularak gebelik önlenirdi. Arap kervancılar da bu yöntemi öğrenip, uzun çöl seyahatlerinde dişi develerin gebe kalmalarını önlemek için rahimlerinin içerisine temizlenmiş çakıl taşı doldururlardı.

31
Eki
06

Neden dişlerimizi fırçaladıktan sonra portakal suyunun tadı çok kötü gelir?

portakal suyuBu soru belki de hiç birinizin aklının ucundan dahi geçmemiş olabilir fakat, eğer bir bardak portakal suyu içmeden hemen önce dişlerinizi fırçalarsanız ne demek istediğimi daha net anlayacağınızdan eminim. Questacon araştırma merkezinden David Cannell adlı bir bilim adamının dediğine göre bu olayın asıl sorumlusu diş macununda bulunan sodium laurel sulfate denilen bir madde. Bu maddenin yaptığı iş aslında tatlıya duyarlı alıcıları bloke etmek. Dilinizin üzerinde bulunan diğer tatlara duyarlı alıcılar ise çalışmaya devam etmekte fakat bu maddenin etkilediği alıcılar çalışmayı durdurmaktalar. Tabii bu madde sadece tatlı alıcılarını bloke etmekle kalmıyor aynı zamanda ekşi ve acı duyusunda artışa yol açıyor ve bu mekanizmanın doğal bir sonucu olarak da özellikle portakal suyu içerken ağzınızdan geçen acı ve ekşi tat duyusu dayanılmaz bir hale geliyor. Tat alıcıları vücudumuzun gerçekten de çok ilginç parçalrından biri. Dilimizin üstünde küçük yumrular şeklindeki bu oluşumlar minik birer soğancığa benzerler ve eğer çok yüksek büyütmeli bir mikroskopla bakacak olursanız yaklaşık sayıları onbin'i bulan her tat alıcısının yaklaşık elli farklı tat hücresinden oluştuğunu görürsünüz. Tat alıcıları hayli ağır bir yükün altında çalışır ve yaklaşık iki hafta içinde de ölürler. Fakat genelde bu ölenlerin yerine yenileri çıkar, tabii bu döngü her zaman gerçekleşmeyebilir. Siz yaşlandıkça ölenlerin yerini yenilerinin alması süreci yavaşlar ve bir noktadan sonra geriye döner sonuçta ileri yaşlarda iki ya da üçbin tat reseptörünüz kalır. Çocuklar inanılmaz bir tat alma duyusuna sahiptir. Eğer bir yiyeceğin tadı yeterince güçlüyse çocuklar bunu iğrenç bir tat duyusu olarak değerlendirebilir. Ne zaman ki yaşlanırsınız bu yiyecekleri yemeyi alışkanlık haline getirirsiniz. :] Belki de çocuklara zorla sebze yedirmeyi tekrardan bir düşünmek gerekir. Bilimadamları tat alıcılarının neden tekrardan çıktığını ya da çıkmadığını tam olarak çözebilmiş değiller. Fakat bilinen bir şey var ki o da bazı şeyler (Sigara gibi) tat alıcılarının tekrardan çıkma sürecini etkilemekte.

Kaynak: http://www.abc.net.au "David Cannell"
Çeviri: Emre Otlu

23
Eki
06

Beyni Ortadan İkiye Bölmek!

Bu başlıkta eskiden epilepsi (sara) krizlerini önlemek amacıyla yapılan bir çeşit cerrahi müdahale olan beynin corpus callosum’dan ikiye ayrılması durumunda ortaya çıkan ilginç durumları ele almak istiyorum.

Corpus callosum için kısaca “kesildiğinde split brain (bölük beyin) durumu ortaya çıkan beyindeki sol lob sağ lob arası baglantı maddesi” diyebiliriz. Split brain’e sahip insanlarla yapılan deneylerde bir örneği de yabanci el sendromu olan ilginç durumlar ortaya çıkmaktadir. Bir diğer deney şöyledir:

(önce ön bilgiler) Yazmak icin sağ elini kullanan insanlarda konuşma merkezi %96 oranında beynin sol lobundadır. Gözlerimizden gelen sinirler ise her insanda contralateraldir, yani sol gözün gordugunu sağ lob ile, sağ gözün gördüğünü sol lob ile algılarız.

Split brain’e sahip (ve sağ elini kullanan) kişiden önce eliyle sol gözünü kapatması istenir ve kendisine bildik bir nesne gösterilir (örneğin cakmak). Çakmağı sağ gözüyle gören kişi (bu bilgi sol beyin lobuna yani konuşma merkezinin olduğu kısma gittiği için) kolayca bunun ne olduğunu söyleyebilmektedir. ancak aynı kişiden sağ gözünü kapatması istendiginde ve gene bildik bir nesne gösterildiğinde (örneğin kalem) kişi ıkınıp sıkılmakta, hiçbir şey söyleyememektedir. Karşısındaki şeyin ne olduğunu gayet iyi bilmektedir, alıp yazabilir örneğin kalemle, ama söyleyemez ne olduğunu, çünkü görsel bilgi ile konuşma fonksiyonu arasındaki bağ kesilmiştir. Kişi bunun ne olduğunu sağ beyniyle, adının nasıl söyleneceğini ise sol beyniyle bilmektedir. Peki sizce ortada gerçekten sadece bir kişi mi vardır?

Yabancı el sendromu ise epilepsi hastalarinin krizlerden kurtulmak amaci ile, beyinlerinin iki yarisi arasindaki baglantiyi kesen bir ameliyat gecirdikten sonra, sol ellerinin kontrolden cikmasi durumudur. Hızla giderken arabanın direksiyonuna kırmak, yazı yazan sağ eli engellemek ve hatta gece uykuda kişiyi boğmaya çalışmak gibi garip huylar geliştiyor sol el bu ameliyattan sonra ve ancak sağ elin ya da diğer insanların fiziksel baskısı sonucunda sakinlesebiliyor…

Rahatsiz edici bir gorüşe göre, beyinlerin bağlantısı kesildikten sonra, iki ayri kişilik bir diğerinin baskısından kurtularak kendi yarıküresinde krallığını ilan ederek vücudun farklı bolgelerinin kontrolünü eline geçiriyor…

Kaynak: Emre – Bilimadami.Net tıp bölümü

23
Eki
06

Renk Körlüğü

Renk görme muayenesi İshihara denilen ve renkli noktalardan oluşan harflerin okutulduğu bir kitap ile yapılır. Daha ileri renk görme testleri olduğu gibi renk yumakları tarzında basit testler de mevcuttur.

Renk görme bozukluğu ya da renk körlüğü sık görülen bir durum olup anne-babadan çocuklarına geçiş gösterir. Bu bozukluk yönünden kız çocukları çoğunlukla taşıyıcı olarak kaldıkları için erkeklerde daha sık görülür.

Renk görme muayenesi de bazı hastalıkların tanı ve tedavisinde kullanılır. Ancak en büyük önemi ileride muvazzaf asker, pilot, güvenlik görevlisi veya polis olmak isteyenlerde belirir. Ayrıca sürücü belgesi alabilmek için de renk körlüğünün olmaması gerekir. Önceden belirlenecek renk körlüğü çocuklarımıza yön verme konusunda bize yardım olacak, beklentilerimizi ona göre ayarlayacak ve sahip olamayacağımız fırsatların kapısına vardığımızda böyle bir kusurun tespiti ile daha fazla hayal kırıklığına uğramaktan kendimizi muhafaza etmiş olacağız.

Alıntı:
Renk körlükleri ile ilgili bilgi verir misiniz?
Renk körlüklerinin çoğu doğuştan meydana gelir. Nadiren gözün siniri ve sinir tabakasına ait bozukluklarda da renk görme bozukluğu meydana gelir, ancak bunların oranı tüm renk körlüklerinin içinde %1’i geçmez. Doğuştan renk körlükleri diskromatopsi ve akromatopsi şeklinde görülür. Doğuştan diskromatopsiler, büyük çoğunlukla kırmızıyı gören konilerin bulunmamasından ötürü protanopi ve yeşili görenlerin bulunmamasından döteranopi şeklindedir. Her ikisi de cinsiyete bağlı çekingen geçişlidir. Kadınlarda görülme oranı %0,5’tir. Mavi rengi gören konilerin bulunmadığı tritanopi doğuştan çok nadirdir. Daha çok sonradan meydana gelir.
Doğuştan renk körlüklerinin çoğu orta derecededir. Konilerin tümünün görevlerini yapamamaları sonucu ortaya çıkan akromatopsi otozomal çekingen geçişlidir. Bu hastalar renklerin tümünü gri görürler. Renk körlüğü yanısıra görme düzeyleri de düşüktür. Renk körlüklerinin tanısı için en sık kullanılan yöntem Ishihara kartlarıdır. Bu kartlarda renkli sayılar ve bulmacalar yer alır. Renk körlüğü olan kişiler bu sayıları okuyamaz ve bulmacaları çözemezler. Bu testin yanısıra renk yumakları da kullanılmaktadır.
ışık göz polikliniği

Alıntı:
RENK KÖRLÜĞÜ HAKKINDA BİLMEDİKLERİNİZ

RENK KÖRLÜĞÜ ADASI

Mikronezya’daki Pingelap adasında yaşayan insanların 20’de birinde total renk körlüğü var. Bu kişiler renkleri hiç algılamıyor, dünyayı siyah-beyaz bir televizyondan izlermiş gibi görüyorlar.

Konu üzerinde 30 yıldır araştırmalar yapan bilimadamları bu hastalığa neden olan gen bozukluğunu tespit ettiler. Ancak, söz konusu tespit, tedavinin de hemen bulunacağı anlamına gelmiyor.

Hastalık kalıtımsal olarak ebeveynlerden çocuklara geçiyor. Her iki ebeveynde birden bozuk genin mevcut olması, çocuğun da bu hastalıkla dünyaya gelmesine yol açıyor.

Pingelap adasında yaşayan 3000 kişinin yüzde beşinde tam renk körlüğü mevcut. Dünya ortalaması ise 50000’de bir.

A1775 yılında Pingelap adası civarında yaşanan bir tayfunda ada halkının çoğu ölmüş, felaketten sadece 20 kişi kurtulmuştu. Bu kişiler arasındaki bir adam, renk körlüğünün kaynağı olarak tespit edildi ve bilimsel araştırmalar bu adama kadar genişletildi. Ada halkı, bu 20 kişinin soyundan geliyor. Hastalıktan muzdarip adalılar gündüzleri hiç dışarı çıkamıyor, çıktıklarında da hiç bir şey göremiyorlar. Sağlıklı adalıların bu kişilere bakışı açısı ise olumsuz. Onları dışlıyor, aralarına kabul etmiyorlar.

Renk körleri öğretmen olamayacak

Renkkörlüğü de sorun yaratacak
Hangi grup için hangi hastalığın engel olduğu ise şöyle sıralandı:

OKULÖNCESİ VE SINIF ÖĞRETMENLİĞİ Aktiviteleri engelleyecek derecede boy kısalığı, obezite (şişmanlık), kas, iskelet ve koordinasyon sistemini etkileyecek nörolojik ve ortopedik engel,
Normal işitme yeteneğine sahip olmama,
Renkkörlüğü, görme alanı bozukluğu ve tavukkarası.

SOSYAL BİLİMLER
Sosyal Bilgiler, Coğrafya, Sanat Tarihi, Türkçe, Türk Dili ve Edebiyatı, yabancı dil, Sekreterlik grubu, Turizm ve Otelcilik grubu, İmam Hatip Lisesi meslek dersleri ve Ev Ekonomisi öğretmenliklerinde renkkörlüğü, görme alanı bozukluğu ve tavukkarası gibi görme alanı bozukluğu yaratacak hastalığı olmamalı.

FEN BİLİMLERİ
Renkkörlüğü (Matematik, Ticaret, Muhasebe grubu öğretmenliği hariç) ve görme alanı bozukluğu olmamalı.

DİĞER BRANŞLAR
Rehber öğretmenlikte renkkörlüğü önemsenmeyecek,
Müzik öğretmenliği için görme koşulu aranmayacak ancak işitme özrü olmayacak,
Beden eğitimi öğretmenlerinin ortopedik özrü olmayacak,
Resim öğretmenlerinde derinlik hissi olacak,
Çalışma hayata geçerse, bu şartlar ÖSS yükseköğretim programları tercih kılavuzundaki bilgilendirme bölümlerinde yer alacak. Adaylar da bu kuralları göz önünde bulundurarak tercih yapacaklar.

SİGARA RENKKÖRLÜĞÜ YAPIYOR

Bilim adamları tiryakilerin, televizyonda gördükleri mavi ve sarı renkleri ayırt etmekte zorlandıklarını saptadılar

Almanya’nın Tübingen Kenti’ndeki göz kliniği uzmanlarınca yapılan bir araştırmaya göre sigara içenler zamanla renk körü olabiliyor. Günde 20’den fazla sigara içen ve hiç içmeyen olarak iki grubu inceleyen bilim adamları, bunun sonucunda sigara içenlerin, TV’de mavi ve sarıyı seçerken iki misli hata yaptıklarını saptadılar. Bilim adamları renk körlüğünün, ağ tabakasındaki (retina) kan dolaşımının sağlıklı olmayışından kaynaklandığını söylüyorlar. Sigaranın kan dolaşımını etkilediğini söyleyen bilim adamları, renkleri seçememenin diabetlerde de ağ tabakasındaki kan dolaşım bozukluğuna işaret ettiğini hatırlatıyorlar.

Bilim adamları tiryakilerin, televizyonda gördükleri mavi ve sarı renkleri ayırt etmekte zorlandıklarını saptadılar.

Almanya’nın Tübingen Kenti’ndeki göz kliniği uzmanlarınca yapılan bir araştırmaya göre sigara içenler zamanla renk körü olabiliyor. Günde 20’den fazla sigara içen ve hiç içmeyen olarak iki grubu inceleyen bilim adamları, bunun sonucunda sigara içenlerin, TV’de mavi ve sarıyı seçerken iki misli hata yaptıklarını saptadılar. Bilim adamları renk körlüğünün, ağ tabakasındaki (retina) kan dolaşımının sağlıklı olmayışından kaynaklandığını söylüyorlar. Sigaranın kan dolaşımını etkilediğini söyleyen bilim adamları, renkleri seçememenin diabetlerde de ağ tabakasındaki kan dolaşım bozukluğuna işaret ettiğini hatırlatıyorlar.

GEMİADAMLARININ EĞİTİM, BELGELENDİRME, SINAV, VARDİYA TUTMA,
KÜTÜKLENME VE DONATIM ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK
30.01.1997
(Sağlık Durumuna Dair Kurallar)

Renkkörlüğü
Madde 26- Renkkörlüğü veya gece körlüğü olanlar, kaptan, güverte zabiti ve tayfası olamazlar.
yani burayada kabul edilmiyorsunuz.

körlüğünün kadınlarda binde 4, erkeklerde ise binde 60 oranında görüldüğü, bu nedenle renk körlüğünün genelde ”erkek hastalığı” olarak bilindiği belirtildi. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reha Ersöz, halk arasında ”renk körlüğü” olarak bilinen ”renk algılama bozuklukları”nın, önemli bir göz sağlığı sorunu olduğunu söyledi. Renk görme zayıflıklarının önemli bir kısmının genetik orijinli ve baskın olmayan bir genin yarattığı bozukluklardan kaynaklandığını ifade eden Ersöz, ”Bu gen (x) kromozomunda yerleşir. Erkeklerde (x) kromozonu tek olduğu için de renk görme zayıflığı daha sıklıkla görülür” dedi. Ersoy, bin erkekten 60’ında renk görme zayıflığı mevcutken bu oranın kadınlarda 4 olduğunu ifade ederek, rahatsızlığın doğuştan olmasının yanı sıra görme siniri ve retina hastalıklarından da kaynaklanabildiğini belirtti. Rahatsızlığın çoğunlukla ”renklerin hiç algılanamaması” değil, ”bazı renk tonlarının birbirinden ayırt edilmemesi” şeklinde kendini göstertiğini bildiren Ersöz, ”Yani renk körü olarak bilinen kişiler zannedildiği gibi çevrelerini grinin tonları olarak görmezler” dedi.

Renk körlüğü erkek hastalığı

Renk körlüğü bir erkek hastalığı çıktı. Erkeklerde gen ‘x’ kromozomundan kaynaklanan renk körlüğü yüzünden bazı renk tonları ayırtetmek zorlaşıyor.

RENK körlüğünün bir “erkek hastalığı” olduğu bildirildi. Kadınlarda binde 4, erkeklerde ise binde 60 oranında görülen renk körlüğü ile ilgili bir açıklama yapan Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reha Ersöz, halk arasında “renk körlüğü” olarak bilinen “renk algılama bozuklukları”nın, önemli bir göz sağlığı sorunu olduğunu söyledi.

Renk görme zayıflıklarının önemli bir kısmının genetik orijinli ve baskın olmayan bir genin yarattığı bozukluklardan kaynaklandığını ifade eden Ersöz, “Bu gen ‘x’ kromozomunda yerleşir. Erkeklerde ‘x’ kromozonu tek olduğu için de renk görme zayıflığı daha sıklıkla görülür” dedi. Rahatsızlığın doğuştan olmasının yanı sıra görme siniri ve retina hastalıklarından da kaynaklanabildiğini belirtti.

Rahatsızlığın çoğunlukla “renklerin hiç algılanamaması” değil, “bazı renk tonlarının birbirinden ayırt edilmemesi” şeklinde kendini gösterdiğini bildiren Ersöz, “Yani renk körü olarak bilinen kişiler zannedildiği gibi çevrelerini grinin tonları olarak görmezler” diye konuştu.

Kaynak: karamangil-bilimadami.net tıp bölümü

23
Eki
06

Migren

Migren Nedir?

Migren, çoğunlukla ataklar halinde gelen bir baş ağrısı tipidir. Ataklar 4 saatten 72 saate kadar değişen uzunluklarda olabilir. Kişi ataklar arasında kendini tamamiyle normal hisseder, ancak bir sonraki atağın endişesi içindedir. Eskiden “sadece bir baş ağrısı tipi” olarak görülen migren, artık başlı başına bir nörolojik hastalık olarak kabul edilmektedir.

Migren ağrısı genellikle orta şiddette ya da şiddetlidir ve kişinin normal aktivitelerini engelleyebilir, hem migren yakınması olan kişinin hem de yakınlarının yaşam kalitesini bozabilir. Baş ağrısı zonklayıcı ya da nabızla birlikte atan şekilde hissedilebilir ve başın tek bir yanında yerleşebilir. Bulantı, kusma, ışığa veya sese karşı hassasiyet baş ağrısına eşlik edebilir.

Migren kadınlarda erkeklerden daha sık görülür; kadınlarda %18.6 ve erkeklerde %6.5 oranında görülmektedir. Yapılan çalışmalarda bir hekim tarafından tanı konulmamış olan migren hastası oranının kadın hastalarda %59’a, erkeklerde ise %70’e ulaştığı gözlenmiştir.

Birçok kişide ağrı ve diğer semptomlar o kadar şiddetlidir ki, sadece karanlık bir odada yatıp uyumak isterler. Bu da günlük yaşantıyı aksatır. Oysa ki migren ilaçla tedavi edilebilir. Günümüzde migreni önleyen ya da tedavi eden çok sayıda ilaç bulunmaktadır.

Migrenin Nedeni Nedir?

Migrenin neden ortaya çıktığı tam olarak bilinmemektedir. Migrenin beyindeki kan damarları ve elektriksel sinir uyarısını ileten kimyasal maddelerdeki değişikliklere bağlı olduğu düşünülmektedir, ancak bu değişikliklerin neden oluştuğu konusunda araştırmalar halen sürmektedir. Migren gelişme eğiliminin kalıtımla geçip geçmediğini bilmiyoruz. Çalışmalara göre, eğer anne-babadan birinde migren varsa, çocukta da olma olasılığı %40’tır. Eğer her ikisinde de migren varsa, çocukta da %75 olasılıkla migren görülecektir. Tek yumurta ikizlerinde çift yumurta ikizlerine göre migrene yatkınlık daha fazladır.

Birçok kadında adet kanamasından hemen önce östrojen hormonu düzeylerinin azalması migren ağrısına yol açabilir.

Birçok faktör migreni başlatabilir. Bu tetikleyici faktörlere karşı duyarlı olan kişiler, bu faktörlerden uzak durarak migrenin getirdiği kısıtlamalardan büyük ölçüde kurtulabilirler.

Migreni Tetikleyen Faktörler

Yiyecekler:
Eski peynir, çerez, çikolata, yoğurt, soğan, incir, karaciğer, kafeinli yiyecekler, monosodyum glutamat (MSG), tütsülenmiş (füme) ya da salamura balık/et, koruyucu madde olarak nitrat/nitrit eklenmiş gıdalar (sosisli sandviç, sucuk, salam)

İçecekler:
Kahve, çay, kafeinli meşrubatlar, diyet soda, alkollü içkiler (özelikle kırmızı şarap, bira, viski)

Katkı maddeleri:
Sodyum nitrit (sosisli sandviç, işlenmiş etler), monosodyum glutamat (MSG) (Çin yemekleri ve birçok restoran yemekleri), aspartam (sakızlar, diyet içecekler, et, süt, yumurta ve birçok protein içeren besinde aspartam vardır), tiramin (eski peynir, kırmızı şarap, bakla, salamura edilmiş veya işlenmiş yiyecekler), fenolik flavonoidler (elma, kabuksuz meyvalar, üzüm)

İlaçlar:
Antibiyotikler (tetrasiklin, griseofulvin), antihipertansifler (nifedipin, kaptopril), hormonlar (oral kontraseptifler, östrojenler), histamin-2 blokerleri (simetidin, ranitidin), vazodilatörler (nitrogliserin, izosorbid dinitrat)

Duyusal ve Duygusal Uyaranlar:
Titreşen/parlak/fluoresan ışıklar, parlak gün ışığı, kokular (parfüm, kimyasal maddeler, sigara), endişe, aşırı üzülmek veya aşırı sevinmek, depresyon, aşırı heyecan, stresten veya baskıdan kurtulma

Yaşam Tarzı Değişiklikleri:
Zaman farkı, çok fazla ya da az uyumak, aç kalmak, kafeinsiz kalmak, aşırı egzersiz yapma, fiziksel veya zihinsel yorgunluk, öne eğilmek (örn. bahçe işleri yaparken), ağırlık kaldırmak veya zorlanmak, rutin yaşam biçiminde değişiklik (örn. vardiya çalışması veya tatiller), çok fazla veya çok az uyku, alerji, cinsel yönden uyarılma, sigara.

Diğerleri:
Adet dönemi, hava/mevsim/barometrik basınç değişiklikleri, deniz seviyesinden çok yukarıda bulunmak

Migreninizi hangi faktörlerin tetiklediğini bilmeniz önemlidir. Bunun için atak geldiği sırada neler yiyip içtiğinizi düşünebilirsiniz. Bunun için bir migren günlüğü tutmak uygun olabilir.

Bu günlükte, “Olası tetikleyiciler” kısmına en son aktivitelerinizi, diyet, stres ve ilaçları yazın. Bunlar sizin neyin migrene yol açtığını anlamanıza yardım edecektir. Böylece hem nelerden uzak durmanız gerektiğini görür, hem de bu günlüğü doktorunuza gösterebilirsiniz.

Migrenin Belirtileri Nelerdir?

Başlangıçta bir baş ağrısının migren mi, yoksa “sıradan” bir baş ağrısı mı olduğunu söylemek zor olabilir. Migren ataklarını diğer baş ağrılarından ayırabilen özellikleri şunlardır:

· Orta şiddette ya da şiddetli ağrı
· Bulantının eşlik etmesi
· Kusmanın eşlik etmesi
· Işığa ve sese duyarlılık (bazen kokuya duyarlılık)
· Zonklayıcı, nabız gibi atan ağrı
· Ağrı asıl olarak tek taraflıdır
· Ağrı hareketle artar

Bazı kişilerde migren ağrısından önce 10-30 dakika sürebilen bir aura dönemi olur. Aura parlak ışık çakmaları, titrek, renkli zikzak çizgiler, kör noktalar ya da bir tarafta görme kaybı gibi görsel değişiklikleri içerebilir. Aura ayrıca kollar veya bacaklarda karıncalanma ya da uyuşmayı veya baş dönmesini de içerebilir. Auranın nedeni hala bilinmemektedir.

Belirtilerinizin başka bir fiziksel sorundan değil migrenden kaynaklandığından emin olmak için, doktora gitmelisiniz. Belirtilerinizi gözden geçirdikten ve sizi muayene ettikten sonra doktorunuz migren olduğunuzu söyleyecek ya da diğer olasılıkları ekarte etmek için ileri testler isteyecektir.

Migren Nasıl Tedavi Edilir?

Günümüzde, devam eden araştırmalar sayesinde hekimler migren hakkında daha fazla şey biliyor ve migreni önlemek ya da tedavi etmek için daha fazla seçenek bulunuyor. Çok sık atak geçiren migren hastaları için hekimler sıklıkla önleyici ilaç tedavisini tercih etmektedir. Tedaviler hekimlerin önerdiği şekilde uygulanınca atakların sıklığı ve şiddeti azalabilmektedir. Ayrıca migrenin ilaç dışı tedavi yolları da ilaç tedavisine destek olarak kullanılmaktadır.

Migren günlük hayatınızı engelleyebilir; çalışmayı, aile hayatını veya hobileri olumsuz yönde etkileyebilir. Migrenin neden olduğu tüm güçlükleri gözden geçirin ve doktorunuzla konuşun, böylece migreniniz için en doğru olanı yapabilirsiniz.

Bölgesel olarak migren görülme sıklığı

Marmara, Orta Anadolu ve Karadeniz’de %11.4-14.7
Ege, Akdeniz, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da %13.5-17.8

Türkiye’de migren görülme sıklığı %16.4*

Türkiyedeki bazı ağrı merkezleri
ANKARA

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Kliniği-Baş Ağrısı Polikliniği
Prof. Dr. Turgay DALKARA
Prof. Dr. Tülay KANSU
Baş ağrısı poliklinik günü: Çarşamba
dahili no:1249
Adres: Adnan Saygun Caddesi, Sıhhiye ANKARA
Tel: 0312 – 305 50 00

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Kliniği-Baş Ağrısı Polikliniği
Prof. Dr. Ceyla İRKEÇ
Polikinlik dahli: 4443
Özel Randevu: 5326
Adres: Beşevler, Konya Yolu ANKARA
Tel: 0312 – 214 10 00

GATA Nöroloji Kliniği
Prof. Dr. Okay VURAL
Randevu: hergün
Dahili: 4491
Adres: Etlik Caddesi, Keçiören ANKARA
Tel: 0312 – 325 12 11
0312 – 304 20 00

Ankara Hastanesi Baş Ağrısı Kliniği
Doç. Dr. Levent İNAN
Uzm. Dr. Serap ÜÇLER
Randevu: Çarşamba
Dahili: 1090
Adres: Altındağ Ulucanlar, Mamak ANKARA
Tel: 0312 – 363 33 30

Ankara Numune Hastanesi Baş Ağrısı Kliniği
Uzm. Dr. Şenay ÖZBAKIR
Dahili: 1036
Adres: Talatpaşa Bulvarı, Altındağ, Samanpazarı, Ulus, ANKARA
Tel: 0312 – 310 30 30

İSTANBUL

İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Baş Ağrısı Kliniği
Prof. Dr. Aksel SİVA
Prof. Dr. Baki GÖKSAN
Doç. Dr. Sabahattin SAİP
Baş ağrısı polikliniği Perşembe günü yapılıyor
Adres: Kocamustafa Paşa Caddesi Fatih-İSTANBUL
Tel: 0212 – 588 48 00

İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Kliniği-Baş Ağrısı Polikliniği
Prof. Dr. Mustafa ERTAŞ
Doç. Dr. Betül Baykam
Baş ağrısı polikliniği Çarşamba günleri var
Dahili: 2558
Adres: Millet Caddesi, Fatih, İSTANBUL
Tel: 0212 – 534 00 00

İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Ağrı Kliniği
Prof. Dr. Serdar ERDİNE
Prof. Dr. Ayşen YÜCEL GÖKYİĞİT
Dahili: 1291
Tel: 0212 – 575 00 00

Vakıf Gureba Hastanesi- Nöroloji Kliniği
Doç. Dr. Arif ÇELEBİ
Adres: Vatan Caddesi Fatih-İSTANBUL
Tel: 0212 – 534 69 00

Şişli Etfal Hastanesi Nöroloji Kliniği
Doç. Dr. Hulki FORTA
Uzm. Dr. Buket OFLASOĞLU
Baş ağrısı polikinliği dahili: 1542
Baş ağrısı polikliniği Cuma günleri yapılıyor.
Adres: Etfal Sokak Şişli-STANBUL
Tel: 0212 – 231 22 09

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Kliniği
Baş ağrısı polikliniği yakında başlayacak.
Ağrı polikliniği var dahili: 559
Randevu: hergün
Adres: Girne Sok. No:37/1, Altunizade, Üsküdar, İSTANBUL
Tel: 0216 – 327 10 10

Haydarpaşa (GATA) Eğitim Hastanesi-Nöroloji Kliniği
Prof. Dr. Yaşar GÜLTEKİN
Prof. Dr. Oğuz TANRIDAĞ
Doç. Dr. Mehmet SARAÇOĞLU
Baş ağrısı polikliniği günleri: Pazartesi Ğ Salı Ğ Perşembe
Dahili: 2512
Adres: Tıbbiye Caddesi Haydarpaşa-Kadıköy-İSTANBUL
Tel: 0216 – 346 26 00

Haydarpaşa Numune Hastanesi Baş Ağrısı Kliniği
Uzm. Dr. Yalçın ÖZTÜRK
Uzm. Dr. Oya AYASBEYOĞLU
Uzm. Dr. Gülçin YÜKSEL
Uzm. Dr. Recai TÜRKOĞLU
Uzm. Dr. Geysu KARLIKAYA
Dahili: 1416
Adres: Tıbbiye Caddesi Haydarpaşa Kadıköy-İSTANBUL
Tel: 0216 – 345 46 80

SSK Göztepe Hastanesi
Uzm. Dr. Evin AKYÜZ
Adres: Fikirtepe Mah., Kadıköy, İSTANBUL
Tel: 0216 – 566 40 00

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi, Baş Ağrısı Polikliniği
Doç. Dr. Sevim BAYBAŞ
Uzm. Dr. Musa ÖZTÜRK
Uzm. Dr. Yavuz ALTUNKAYNAK
Randevu: hergün
Dahili: 429
Adres: Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi, Baş ağrısı polikliniği, Bakırköy, İSTANBUL
Tel: 0212 – 543 65 65 (dahili 505)

İZMİR

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Baş Ağrısı Kliniği
Prof. Dr. Hadiye ŞİRİN
Baş ağrısı polikliniği için hergün randevu alınabiliyor.
Dahili: 4343
Adres: Üniversite Caddesi, Bornova, İZMİR
Tel: 0232 Ğ 343 43 43

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Baş Ağrısı Kliniği
Prof. Dr. Fethi İDİMAN
Doç. Dr. Vesile ÖZTÜRK
Baş ağrısı polikliniği Salı günleri yapılıyor
Dahili: 4080
Adres: Mithatpaşa Caddesi, İnciraltı, İZMİR
Tel: 0232 – 259 59 59

Atatürk Devlet Hastanesi Baş Ağrısı Polikliniği
Uzm. Dr. Yeşim YETİMALAR
Baş ağrısı polikliniği Salı günleri yapılıyor.
Dahili: 121
Adres: 177/5 Sokak, Yeşilyurt, İZMİR
Tel: 0232 – 463 64 65

Tepecik Hastanesi Baş Ağrısı Polikliniği
Uzm. Dr. Yaşar ZORLU
Adres: Yenişehir, İZMİR
Tel: 0232 – 433 08 10

ADANA

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Kliniği-Baş Ağrısı Polikliniği
Prof. Dr. Yakup SARICA
Uzm. Dr. Şebnem BIÇAKÇI
Baş ağrısı polikinliği var- Randevu: Salı
Dahili: 3208
Adres: Balcalı, ADANA
Tel: 0322 – 338 60 60

DİĞER ŞEHİRLER

ANTALYA
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Kliniği-Baş Ağrısı Polikliniği
Prof. Dr. Sevin BALKAN
Yrd. Doç. Dr. Babür BORA
Randevu: Pazartesi-Salı-Çarşamba
Dahili: 66357
Adres: Yeni Liman Yolu, ANTALYA
Tel: 0242 – 227 43 43

MANİSA
Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi
Prof. Dr. Deniz SELÇUKİ
Dahili: 263
Tel: 0236 – 232 31 33

BURSA
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi
Prof. Dr. Mehmet ZARİFOĞLU
Yrd. Doç. Dr. Necdet Karlı
Dahili : 1166
Adres: İzmir Yolu, 25. km, BURSA
Tel: 0224 – 442 84 00

ESKİŞEHİR
Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Kliniği-Baş Ağrısı Polikliniği
Doç. Dr. Nevzat UZUNER
Polikinlik: 3980 – 3650
Adres: Hasan Polatkan Bulvarı, Meşelik Mevkii, ESKİŞEHİR
Tel: 0222 – 239 29 79

KAYSERİ
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Kliniği-Baş Ağrısı Polikliniği
Prof. Dr. Abdullah TALASLIOĞLU
Randevu: Perşembe
Dahili. 20752
Adres: Melikgazi, KAYSERİ
Tel: 0352 – 437 49 01/10

KONYA
Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Kliniği-Baş Ağrısı Polikliniği
Uzm. Dr. Emine GENÇ
Adres: Meram, KONYA
Baş ağrısı polikliniği Salı ve Cuma günleri yapılıyor
Dahili: 1683
Tel: 0332 – 323 26 00

SAMSUN
19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Kliniği-Baş Ağrısı Polikliniği
Prof. Dr. Musa ONAR
Doç. Dr. Taner ÖZBENLİ
Dahili: 2485-2360
Adres: Bafra Caddesi Kuru Pelit Kampüsü SAMSUN
Tel: 0362 – 457 60 00

TRABZON
Karadeniz Teknik Ü. Tıp Fakültesi Nöroloji Kliniği-Baş Ağrısı Polikliniği
Prof. Dr. Mehmet ÖZMENOĞLU
Sekreterlik: 0462 – 377 54 20
Tel: 0462 – 377 54 27

AYDIN
Adnan Menderes Üniversitesi
Doç. Dr. Ali AKYOL
Dahili: 114
Adres: Atatürk Bulvarı, AYDIN
Tel: 0256 – 212 18 50

DENİZLİ
Pamukkale Üniversitesi Eğitim Hastanesi Nöroloji Kliniği
Doç. Dr. Atilla OĞUZHANOĞLU
Dahili 602-218
Adres: Doktorlar Caddesi, DENİZLİ
Tel: 0258 – 241 00 34

DİYARBAKIR
Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi
Doç. Dr. Nebahat TAŞDEMİR
Dahili: 4304
Tel: 0412 – 248 80 01

MERSİN
Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Kliniği
Doç. Dr. Aynur AVCI ÖZGE
Polikinlik Dahili: 1302
Adres: Kuvayi Milliye Caddesi, MERSİN
Tel: 0324 – 337 43 00

MALATYA
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi
Doç. Dr. Cemal ÖZCAN
Baş ağrısı polikliniği Salı günü yapılıyor
Dahili: 4915
Tel: 0422 – 341 06 60

VAN
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi
Uzm. Dr. Ömer ANLAR
Tel: 0224 – 442 80 02

Kaynak: karamangil-bilimadami.net tıp bölümü




RSS Bilimadami.NET

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Sayfalar

Eylül 2014
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Tem    
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930  

Blog İstatistikleri

  • 34,484 hits

Göze Batanlar


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.